| Köşe Yazarları |
| En Çok Okunanlar |
K.MARAŞTA FECİ KAZA: 9 ÖLÜ..
KAHRAMANMARAŞ-KAYSERİ KARAYOLU 72. KİLOMETRESİNDE İNANILMAZ BİR TRAFİK KAZASI MEYDANA GELDİ&he
Kahramanlar Yarışıyor.. Kurtuluş Şükür Kahramanmaraş lıları hediye yağmuruna tutuyor.Caddede sokakta pazarda heryerde Kahramanlar yarışıyor ekibine yakala
KAHRAMANMARAŞ’TA SİLA.. KAHRAMANMARAŞ’TA SOKAK ORTASINDA SİLAHLI ÇATIŞMA YAŞANDI… KORKU DOLU ANLARIN YAŞANDIĞI OLAY BU GÜN SAAT 13.00 SIRAL
GÜMÜŞOLUK CİNAYETİNİN ZANLI.. Kahramanmaraş`ta perşembe günü meydana gelen ve galerici Mustafa Gümüşoluk`un (35) hayatını kaybetmesiyle sonuçla| Haber Vitrini | Tüm Haberler için tıklayınız |
| DUAYEN BİR İNSAN ( 2 ) |
DUAYEN BİR İNSAN ( 2 )Geçen hafta duayen , kutlu bir insandan bahsettim . Bu haftada vefatından 2 hafta önce yaptığımız röportajı yayınlamadan önce o mükemmel insan ile yaşadığımız yılları özetlemek istiyorum . Değerli okuyucum aslında anlatmak istediğim bizlerde istersek ne kutlu sevdalar yaratır , nice kutlu sevdalar yaşatırız . Adını koyduğun , yüreğine kazıdığın mükemmel ve müthiş duygularınızı ve düşüncelerinizi toplum ile paylaşıyorsak bunun adını biz koymuyoruz demektir . Demek ki önce adını koymamız gerekli . Aynen Nam-ı diğer KÜRT SAİT gibi . Okuma yazması dahi olmayan bir insanın hatta hayatı meşekatli kumar ve alkol ile başlayıp ilim ile sonuçlanan bu insanın neler yaptığını bir örnek olması açısından siz değerli okuyucularım ile paylaşmak bence en güzel hizmettir . Yaradılışta ki bulunan gayemiz bu değil mi ? Peki düşünelim : Biz kimiz ? Neyiz ? Ne olacağız ? Sonuç mu ? Sen öyle bir insan ol ki öldüğünde ardın sıra düşmanların dahi ağlasın .
Saygılarımla
Zait amca bize kendinizden bahseder misiniz ?
1944 Aksaray doğumluyum . Köyümüzde okul filan yoktu . 1959 yılında ilk okul yapılabildi . O zaman yaşımız büyük olduğu için bizi okula almamışlardı . Ben okuma yazmayı rahmetli amcandan öğrendim . Hayatta dört çocuğum var üç tanesinide toprağa verdim .
-Size neden “Kürt Zait” diyorlar ?
Kürt olduğum için . ama Kürtçü değilim . Bir Kırımlı veya Azeri ne kadar Türk’se ben de o kadar Türküm .
Kaç seneden beri almanyadasınız ?
1960 dan beri Almanya’dayım
Gurbet hayatınız ne zaman başladı ?
13 – 14 yaşında gurbet hayatına başladım . O zamanlar dedemlerle Adana’ya koza çapalamaya giderdik . Onlarla birlikte pamuk çapası yapardım . Bu taki askere gidene kadar devam etti . 1964 de Edremit’e asker oldum . 1966 da askerliğimiz İstanbul’da bitirdi .
Almanya’ya gelirken neler hissettiniz ?
Köyde otobüse binip İstanbul’a gelecektim . Babam dedeme olan hürmetinden olacak benimle vedalaşmıyordu. 50 metre ötede duruyor. Onların zamanında çocuk babanın yanında sevilmezdi .Dedemin o zaman bana ilk öğütü “oğlum eline , beline , diline hakim olacaksın sakın unutma” diye tembih etti .
İlk günlerde Almanya’ya çabuk alışabildiniz mi ? Bocaladığınız zamanlar oldu mu ?
Tabiî ki bocaladık . Burası çok farklı bir kültüre sahipti . Beni Thyssen demir çelik işletmelerine aldırtan arkadaşım ilk iş günümden sonra beni birahaneye götürdü . Hayatımda ilk defa bir birahane görmüştüm . arkadaşım içiyordu . Ben ise yalnız kola ve fanta ile geçiştiriyordum . Ama bu birahane ve içki alemlerinden bir türlü kopamadım . bu belki benim en büyük hatamdı .
Eşiniz tepki göstermedi mi ?
Tabiî ki gösterdi . Birahane hayatı bir süre sonra kumarı beraberinde getirdi . İlk oynadığım zamanda masadakileri silip süpürdüm .Herkes şaştı . Eve geldiğimde hanıma dedim “500 mark kazandım” ama hanım bunu kabul etmedi . kullanmam diyerek reddetti . Bundan sonra kazandıklarımı hep tuvalette saklıyor oradan alıp , oraya bırakıyordum .
Tüm bunlara hep kötü arkadaşlar veya yanlış çevreler mi neden oldu ?
Bir bakış açısıyla evet ama hep başkalarını suçlamak da doğru değil . Örneğin bir arkadaşımın çok fazla kumar borcu vardı ve biz o arkadaşımın kumar borcunu bitirmek için iki koldan kumar oynuyorduk . Yani bir yanlışı diğer bir yanlışla düzeltmeye çalışıyorduk . Arkadaşa bir daha kumar oynamaması için ricada bulundum . Bana ne dese beğenirsiniz . “abi bir kumarhane açarsan bana en büyük iyiliği yapmış olursun” İnanın şaşırdım ne diyeyim . sonunda onu da yaptık ve bir kumarhane açtık . İşler bayağı iyi gidiyordu. Kar da ediyorduk . ama ortağım yamukluk yapınca ayrıldık . Bendehesaplayıp borçları bölüştükten sonra alacağımız olan “alacak deckel”lerini Hamborn Pazar yerinde bir torbaya doldurup yaktım. Artan 178 mark ilede üstüme bir ceket aldım. Kumarhaneden kazandığım tek o ceketti .
Hiç pişmanlık duydunuz mu?
Evet duydum. Ben pek hanımımı dinlemiyordum , ama olaylar hep hanımımın uyardığı şekilde sonuçlanıyordu . Hanımımı dinlemediğim için çok zarara uğradım . Şimdi diyorum ki keşke o zaman eşimi dinleseydim de varsın herkes “KÜRT ZAİT KILIBIK” desinlerdi . Onun için gençlere ailelerini ilgilendiren meselelerde eşlerinden de görüş almalarını tavsiye ediyorum .Eğer eşimi dinleseydim hem bu kadar hastalanmazdı , hemde şu anda bulunduğum hastalık bu kadar ilerlemezdi diyebilirim .
Tekrar Almanya’ya ilk geldiğiniz günlere dönecek olursak içine girdiğiniz bu yeni toplum sizi kolay kabul etti mi ? Hiç sürtüşmeler yaşadınız mı ?
İlk zamanlar bu sürtüşmeler çok sık olurdu . Belki bizim mizacımızdan bekli de onların mizacından kaynaklanırdı ama sonu kavgayla biten çok olaylar yaşadım . Yeni bir gömlek giydiğimde yırtılmadan eve gelmezdim . Ama ben genelde kavgaları hep mazlumun yanında olarak yapardım . Birde Türklere yönelik olarak yapılan tartışmalar nedeniyle kavga ederdim . Hiç unutmuyorum bir gün önümde bira içerken 3 yunanlının Türkler hakkındaki hakaret sözleri karşısında kükremiş olacağım ki çok kısa bir süre içerisinde üçü de bertaraf olmuştu . Yani manevi değerlerimize laf söyletmezdik . Bu hep böyle devam etti .
Bu nedenle mi ülkücü hareket içerisinde yer aldınız ?
Kendi içine kapalı Ruhi abi adında bir büyüğümüz vardı . Onun yeğeninin getirdiği bildiriyi tesadüfen masa üzerinde görerek tanıştığım ülkücü hareketle ve ilk Ülkücü dernek olan Dinslaken Ülkü Ocağına o zaman kayıt oldum . Bundan sonraki hayatımız tabiî ki daha değişik şekilde devam etti .
Almanya’ya geldiğinize pişman mısınız ?
Hayır pişman değilim . Bir kere pişman olamam için Türkiye’de hayat şartlarımın buradan daha iyi olması gerekiyordu . Onun için pişmanım diyemem . Ben Almanya’ya geldiğime pişmanım diyenlere de pek inanasım gelmiyor . Eğer ben Türkiye’de kalsaydım , kör bir kurşunun hedefi olurdum . Çünkü bizim orada kavgalar hiç eksik olmazdı . Ben Türkiye’de gazete parası bulamazken burada yüzlerce kitap okuma fırsatı buldum kendimi geliştirdim . Çocuklarımı böyle rahat okutamazdım . Yani burada bir çok nimetin kıymetini de bilemedik diyebilirim .
Türkiye ve Türkiye’deki yakınlarınızla ilişkilerinizi koruyabildiniz mi ?
Biliyorsunuz dünyanın neresinde olursanız olun altın kafes misali vatanımızın yeri ayrıdır . ama türk insanının gurbetçilere yanlış bir bakış açısı var . Yani bizi burada sokakta para toplayan insanlar olarak görüyorlar ve bize yolunacak kaz gibi bakıyorlar . Valla beni Türkiye’de neredeyse tokatlamayan kalmadı diyebilirim . Bunuda yapanlar hep kendi akraba ve çevrem . Kardeşimin sebep olduğu bir kız kaçırma yüzünden aşağı yukarı 80 bin mark harcadım . ama bu olayda Babamıda kaybettim . Bu bana çok dokundu ama Allah (cc) onun cezasını inşallah verecek Yetmedi bu kardeşime bir de ev aldık onunda kadrini kıymetini bilmedi . Yani velhasıl çok zarara uğradım .
Son olarak Almanya’daki insanlara ne tavsiye ediyorsunuz , bir mesajınız var mı ?
Tabiî ki , kendi benliklerini asla unutmasınlar ve bizi biz yapan değerlere sıkı sıkıya bağlansınlar
| Köşe yazarının diğer yazıları |
DUAYEN BİR İNSAN ( 2 ) DUAYEN BİR İNSAN KUTLU SEVDALAR |
| Ayhan salci (19.05.2010 23:58) |
| cok sahane yazmis ülküdasim ben DINSLAKENDEN AYHAN |
| Serhat Cinar (08.04.2010 19:42) |
| Hasan Reis yazilarini beyeniyle okuyorum. Yazilarinizin devamini bekliyorum. Saygilarimla. Delioglan |